ManşetPolisiye

Arhun ve Muslu’nun Davası 27 Mayıs’a Ertelendi

Turizm Bakanlığı eski Turizm Planlama Müdürü Turgut Muslu ve İş insanı Tekin Arhun’un Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüşülen davasına dün de devam edildi.

Turizm Bakanlığı eski Turizm Planlama Müdürü Turgut Muslu (Sanık 1) ve İş insanı Tekin Arhun’un (Sanık 2) Lefkoşa Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüşülen davasına dün de devam edildi. Savcılığın tanığı olan polis müfettişi Ömer Taşbel’i bu duruşmada da savunma avukatlarından Serhan Çınar istintak etmeye devam etti.
Avukat Serhan Çınar sahtelendiği iddia edilen raporun diğer rapora göre farklılık olan 3. ve 4. sayfalarında 6 parmak izi bulunduğunu ancak bunların kime ait olduğunun tespit edilemediğini hatırlatarak, “EBİ şirketi sorumlusu Fahri Kaya’nın parmak izlerini de almış olsaydınız ve bu izlerden biri ona ait çıksaydı, yine bu rapor gerçek değil diyebilir miydiniz?” diye sordu.
Taşbel EBİ şirketinin Bakanlar Kurulu kararıyla yetkili şirket ilan edildiğini, bu yüzden oradan aldıkları raporu direkt doğru olarak kabul ettiklerini söyleyerek, bunun çıkmasının imkânsız olduğunu savundu.
Çınar, varsayımlar üzerinden değerlendirme yapılamayacağını, Fahri Kaya’dan parmak izi alınmadığını söyleyerek, “Yetkili şirket olunca, sahteleme yapamaz anlamına mı gelir?” diye sordu. Çınar bunun bir tahkikat eksikliği olduğunu belirtti, sorusunu tekrarladı.
Taşbel soruya, “Parmak izini almadığım için yorum yapamayacağım” cevabını verdi.

“RAPORU YAZAN, ÇIKTISINI ALAN KİŞİLERİN PARMAK İZLERİNİ ALMADINIZ”

Çınar Taşbel’e, Fahri Kaya’nın Mahkemedeki şahadetinde raporu tek başına kendisinin hazırlamadığını söylediğini hatırlattı ve bunu bu Mahkemede öğrenip öğrenmediğini sordu, Taşbel bunu Fahri Kaya ile 2019’daki görüşmesinde söylediğini belirtti.
Çınar bunun üzerine, “Peki bu yardımcı olan kişileri tespit ettin mi?” diye sordu, Taşbel, “Ofisinde bir erkek bir de bayan vardı” dedi.
Çınar, “Raporu yazan, çıktısını alan kişilerin parmak izlerini almadınız. Alsaydınız ve bu 6 parmak izinden birkaç tanesi onlara ait çıksaydı o rapor EBİ tarafından hazırlanmış olmaz mıydı?” diye sordu, Taşel buna “İmkânsız” cevabını verdi.
Çınar Taşbel’e, 2019’da orijinal denilen raporun Fahri Kaya’dan aldığını hatırlatarak, Savcılığın da bu raporun önceki ve sonraki dönemlerine ait benzerlerinin de alınmasını ve karşılaştırma yapılmasını istediğini söyledi, “Siz bir sonraki aya ait raporu neden almadınız?” diye sordu.
Taşbel, o aya ait raporun olmadığını hatta Turizm Planlama Dairesi’nde de olmadığını söyleyerek, “Olsa onu da alırdım” dedi.

“SİZ KASITLI OLARAK BİR AY SONRAKİ RAPORU TALEP ETMEDİNİZ”

Bunun üzerine Çınar, Fahri Kaya’nın Mahkemedeki şahadetinde kendisinden istenilen raporların tarihlerinin verildiğini ve kendisinin de buna göre raporları hazır ettiğini söylediğini hatırlattı, “Ya siz ya o yalan söylüyor. Siz kasıtlı olarak bir ay sonraki raporu talep etmediniz” dedi.
Taşbel bunu kabul etmedi.
Çınar Taşbel’in tutanak karşılığında raporları Fahri Kaya’dan aldığını ve Kaya’nın Mahkemeye konu raporun 2 kopyasının olduğunu söylediğini hatırlattı, Taşbel buna “Planlama Dairesi’ne 2 kere gönderdiğini söyledi” yanıtını verdi.
Çınar, “Dosyanın ilk tahkikat polisi Umut Kulle de tahkikatla ilgili tafsilatlı ifadesinde raporun 2 kere gönderildiğini söylüyor. Turgut Muslu da ifadesinde EBİ’den bir kopya daha istediğini ve gönderildiğini belirtiyor. Turgut Muslu’daki bu kopyayı aldınız mı? Üçüncü kopya önemli değil mi?” diye sordu.

“ÜÇÜNCÜ BİR KOPYA OLDUĞUNUN SÖYLENMESİNE RAĞMEN BUNU İSTEMEDİNİZ”

Taşbel, Muslu’nun ifadeye çağırıldığında neden çağırıldığını bildiğini ve kendisinin bunu getirmesi gerektiğini savundu.
Üçüncü bir kopya olduğunun söylendiğini bunun da Fahri Kaya’nın 2 değil daha fazla kopya çıkardığı anlamına geldiğini söyleyen Çınar, “Bu çok önemliydi, üçüncü kopyayı alsaydınız, bunun diğer 2 kopyadan hangisiyle eşleşeceğine bakılabilirdi. Bu sizin için önemli değil miydi?” diye sordu.
Taşbel, “Muslu ilk ifadesinde getirmedi, dosya 5 ay sonra bana verildi. Tabi ki karşılaştırma için önemliydi ama almadım” dedi.
Çınar aynı sorunun Umut Kulle’ye de sorulduğunu ve Kulle’nin, “Benden sonraki tahkikat polisi alır herhalde diye düşündüm” cevabını verdiğini hatırlattı, Taşbel de “Bunu Umut’a sorun” dedi.

“POLİS FAHRİ KAYA’DAN BİR KOPYA DAHA ALDIĞINA GÖRE BU DA DÖRDÜNCÜ KOPYA OLMAZ MI?”

Savunma avukatı Serhan Çınar, “Fahri Kaya şahadetinde; ‘Ben 3 kopya çıkarırım. Birini Turizm Planlama Dairesi’ne gönderirim, biri bende kalır, diğerini de arşive koyarım. İki suret çıkarırım demedim, yanlış anlaşıldı’ diyor. Ancak siz Turgut Muslu ve Fahri Kaya’nın ifadelerini karşılaştırsaydınız, bunun ne olduğunu öğrenirdik” diyerek, Muslu’nun da ifadesinde “Hak ediş hesaplamalarında bir hata var” diyerek yeni bir kopya istediğini söylediğine dikkat çekti.
Çınar, “Yani Fahri Kaya elindeki üçüncü kopyayı da Muslu’ya gönderdi. Peki, polis Fahri Kaya’dan bir kopya daha aldığına göre bu da dördüncü kopya olmaz mı?” diye sordu.
Taşbel buna, “Hayır, iki kopya Muslu’ya yolladı, biri de kendisinde kaldı, onu da polise verdi” diyerek cevap verdi.
Bunun üzerine Çınar, iddiasını tekrarladı ve Muslu’nun ifadesi tutanaklardan okundu. Çınar, “Turgut Muslu ifadesinde; ‘2006 yılında ben elimdeki kaybettim ve bir kopya daha istedim, gönderildi’ diyor. 2014 yılında da Fahri Kaya Turgut Muslu’ya bir kopya daha gönderdi. Ayrıca hukuk davasında Tekin Arhun’un avukatı Musu’yu istintak ederken ‘Bu raporun bir kopyası bende de var’ dedi. Siz o avukata sorup kopyayı istediniz mi?” diye sordu.
Taşbel, “Ben avukat-müvekkil ilişkisinin imtiyazlı olduğunu düşündüğüm için avukata sormadım, istemedim” dedi.

“PARMAK İZİ İSTESEYDİNİZ İŞ CETVELİNDE NOTUNUZ OLURDU”

Çınar, “Bu çok önemliydi. Bunu nereden, nasıl ve ne zaman temin ettiğini sormadınız” dedi. Taşbel de “Parmak izi vermeyi kabul etmeyince ifade de vermeyeceğini düşündüm” cevabını verdi.
Çınar, “Avukattan parmak izi de istemediniz, avukat gelip şahadet verecek. İsteseydiniz iş cetvelinde notunuz olurdu” deyince Taşbel, “İş cetveline not düşmek zorunda değilim” dedi.

“İKİNCİ İFADEYİ YAZINCA, İLK İFADENİZİ SÖKÜP ATMAZSINIZ. SİZ BUNU YAPTINIZ”

Savunma avukatı Serhan Çınar istintakının bu bölümünde bir önceki gün konuşulan tahkikatın iş cetvelindeki hataları hatırlattı ve “Tahkikat polisi olarak yaptığınız ilk ifadenizden sonra tahkikatın sonunda tafsilatlı ifadenizi yazdığınızda, bunu iş cetveline ve dosyaya eklersiniz, ilk ifadenizi söküp atmazsınız. Siz bunu yaptınız” dedi.
Taşbel, “Evet yeni olarak eklenir ama ben bir bütündür diye ayırmadım” dedi.
Tahkikat dosyasında tüm ifade verenlerin ifadeleri olduğunu, ek ifade alındığında da “ek ifade” olarak yeni ifadelerin eklendiğini, ek ifade alındıktan sonra ilk ifadelerin dosyadan ve iş cetvelinden çıkarılmadığını söyleyen Çınar, ancak Taşbel’in kendi ifadesinin ilkini çıkardığını ve yeni bir ifade yazdığını söyleyerek, kendisinin de diğer ifade verenler gibi uygulama yapması gerektiğini belirtti.
Taşbel, “İfademi eksiklik ya da yanlışlık var diye değiştirmedim. Öyle olsa 10 ayrı ifade olurdu. Ama yanlışlık yoktu, eksiklik vardı” dedi.
Çınar bunun üzerine, “Eksikliği tamamlasaydınız, neden ilk ifadenizi söküp attınız?” diye sordu.
Taşbel, “Ben zaten son ifademi 18 Temmuz’da yaptım” cevabını verdi.
Çınar bunun üzerine; “Dosyada ve iş cetvelinde tek ifadeniz var, o da 19 Mayıs tarihli. İş cetvelinde çok oynama yaptınız” dedi.

“TAHKİKATI BİTİRDİM NOTUNUZDAN SONRA TAHKİKATA DEVAM ETTİNİZ ANCAK İŞ CETVELİNE İŞLEMEDİNİZ”

Savunma avukatı Serhan Çınar bu aşamadan sonra iş cetveli üzerinden sorular sormaya devam etti ve bu cetvelde her kim işlem yaparsa, sıradaki sıra numarasıyla not düştüğünü belirtti ve birkaç notu okudu.
Çınar, “Mesela sıra no 50’ye, 18.7.2014 tarihinde not düştünüz ve ‘tahkikat tamamlandı’ dediniz. Siz amirinize verirsiniz ve o da Adli Şube’ye gönderir. Sırasıyla bu böyle gider. Herkes son sıradan sonra çizgi çizer ki ekleme yapılmasın. 57 sıra no ile Savcı da not düştü ve imzaladı 27.10.2017 yılında ve ‘Eksikleri tamamlayın ve geri gönderin, dava açacağız’ dedi. Siz o tarihten sonra da tahkikata devam ettiniz ama iş cetvelinde bu nottan sonra başka hiçbir not ve kayıt yok, neden?” diye sordu.
Taşbel dosyanın 2017’den sonra kendi tasarrufunda olmadığını ve artık kendisinden çıktığını söyledi.
Bunun üzerine Çınar, “Yani dosyanın yeni savcısı sizi direkt çağırdı, talimat verdi ve iş cetveline not düşmedi, öyle mi?” diye sordu.
Taşbel, “Evet. Ben de ondan sonra hukuk davasındaki Kaskon şirketinin direktörü İsmail Sergen’den ve şirketin avukatı Kemal Mut’tan ifade aldım” dedi.
Çınar dosya tasarrufunda olmadan bunları nasıl eklediğini sordu, Taşbel de yeni bir ifade tutanağı açtığını belirtti.

“151 EVRAK TOPLADINIZ AMA NE İŞ CETVELİNE NE DE EMARE KAYIT DEFTERİNE KAYIT YAPMADINIZ”

Serhan Çınar, “Siz bu aşamadan sonra 151 tane evrak topladınız ve bunların hiçbirini iş cetveline işlemediniz. Dönemin Başsavcısının bile imzası ve notu varken sizinki yok” dedi.
Taşbel, yeni savcının böyle talimat verdiğini ve kendisinin de her şeyi ona elden teslim ettiğini söyledi.
Çınar bunun üzerine, “Emare kayıt defterine işlediniz mi aldıklarınızı?” diye sordu, Taşbel “Hayır” cevabını verdi.

“BU KLASİK BİR TAHKİKAT GİBİ GÖRÜNMÜYOR”

Çınar bu tahkikatın klasik bir tahkikat gibi görünmediğini söyledi, Taşbel de o dönemki amiri konumunda olan Girne Adli Polis müdürü Kaan Resa Saçar’a durumu bildirdiğini söyledi.
Çınar, “Yani tahkikat Lefkoşa’da ama siz Girne Adli Polis Müdürü’ne mi bilgi verdiniz?” diye sordu.
Taşbel, “Ben Esentepe Karakolu’nda görevli olduğum için amirim pozisyonundaydı” cevabını verdi.
Serhan Çınar, dosyanın ilk tahkikat polisi olan Umut Kulle zamanında, iş cetvelinde her şeyin nizami bir sırayla gittiğini ancak dosya Ömer Taşbel’e geçtiğinde birçok değişiklik yapıldığını söyledi.

“UZMANLIK RAPORUNU TUTANAKSIZ ŞEKİLDE NASIL ALDINIZ? BİZ SİZE Mİ İNANACAĞIZ, EVRAKTA YAZILANA MI?”

Çınar dönemin PGM Müdürü Pervin Gürler’in Polis Müdürlüğü’ne “kendisine gönderilen sahtecilik raporunu gönderir” notunun olduğunu ve işleyişin de böyle olduğunu söyleyerek, nasıl olur da Ömer Taşbel’in bu raporu tutanaksız ve elden aldığını sorguladı.
Taşbel de o dönemde uygulamanın kâğıt üzerinde öyle olsa da pratikte öyle olmadığını söyledi.
Çınar, “Sizin tahkikatınız döneminde iş cetveli çorba oldu. Aldıklarınızı işlemediniz, değişiklikler yaptınız, yazılanı çıkardınız, ekleme yaptınız. Biz size mi inanacağız, evrakta yazılana mı?” diye sordu.
Taşbel buna, “Kabul etmiyorum” yanıtını verdi.

EBİ İLE DEVLET ARASINDA YAPILAN SÖZLEŞME İNCELENDİ

Serhan Çınar duruşmanın başında konuşulan Fahri Kaya’dan alınan raporlar konusuna yeniden dönerek, bu evrak isteme talebinin nasıl olduğunu sordu, Taşbel de Kaya’dan evrakları istediğini, Kaya’nın da ‘Bana bir iki gün verin, hazırlayayım’ dediğini, hazır olunca da gidip aldığını belirtti.
Çınar bunun üzerine, “Demek ki bunlar bir yerde kayıtlı, çıkardı ve size verdi” deyince Taşbel “Mutlaka” dedi.
Bu sırada Mahkemede, EBİ’nin her ay hazırladığı birçok rapor birbiriyle karşılaştırıldı, bazı raporların yazımlarında diğerlerinden farklı yazım şekilleri kullanıldığı görüldü.
Çınar burada avukatlık ofislerinde de hazırlanan sözleşme ve dava örneklerini verdi ve bilgisayarda bir sözleşme kalıbı olduğunu, aynı sözleşme yapılacağı zaman bunun üzerinde isim ve tarihlerin değiştirildiğini söyledi. Yani bir şablon bulunduğunu ve bunun üzerinde değişiklik yapıldığını belirtti, EBİ’de de böyle yapıldığını söyledi.
Çınar, “6 farklı aylık rapor var. Her biri ayrı başlıkla kaydedildi, yani aynı rapor ve şablonun farklı versiyonlarıdır bunlar” diyerek, EBİ ile devlet arasında yapılan müşavirlik sözleşmesine bakılmasını istedi.
Mahkemede bu sözleşmeye bakıldı.

SÖZLEŞMEDE İKİ AYRI 3. SAYFA OLDUĞU TESPİT EDİLDİ: HANGİ SAYFA SAHTE?

Serhan Çınar, “Bu sözleşmenin 3. sayfasının arkasında bir 3. sayfa daha var. Ve her iki 3. sayfada da 7. ve 8. maddeler var. Bu maddeler her iki 3. sayfada da farklı” dedi, sözleşmeye bakan Taşbel bunu doğruladı.
Çınar, “Bunları da siz emare aldınız ve iki sayfa da imza var yani resmi evrak. Peki hangi 3. sayfa sahte?” diye sordu.
Taşbel “Ben yorum yapamam” cevabını verdi.

“BU DURUM BURADA BİR SAHTECİLİK YAPILDIĞI ANLAMINA GELMEZ”

Çınar bunun üzerine, “Aslında bu sayfada bir değişiklik yaptılar ancak eski sayfayı çıkarmadılar. Yani bu olabilen bir şeydir. Bu durum burada bir sahtecilik yapıldığı anlamına gelmez. Raporlarda da böyledir. İki rapor birbirinin farklı versiyonlarıdır. Eğer siz EBİ bilgisayarlarını almış ve bakmış olsaydınız, orada kayıtlı versiyonun bugün Mahkemede olan iki ayrı versiyondan hangisine uygun olduğunu görecektik” dedi.
Taşbel buna, “Ben soruşturmayı 5 ay sonra devraldım, bunu düşünmedim” dedi.
“Polis kopyasını almasına rağmen farklılıklar var”
Bu sırada Serhan Çınar, hukuk davasında sunulan ve sahtelendiği söylenen raporla, o raporun polis tarafından alınan kopyasının da karşılaştırılmasını istedi ve buradaki farklılıklar Mahkemede konuşuldu.
Çınar, “Polis kopyasını almasına rağmen farklılıklar var değil mi? Bu nasıl oldu?” diye sordu, Taşbel bunu fark etmediğini belirtti.
Çınar, Yani siz yanlı bir tahkikat yaptınız, ona göre delil aradınız, gerekli ifade ve parmak izlerini almadınız, iş cetvelinde değişiklik yaptınız, Şahadet verirken sanıklar hakkında bilmediğiniz her şeyi ‘ya tutarsa’ mantığıyla söylediniz. Aldığınız 151 belgeyi iş cetveline ve emare kayıt defterine işlemediniz. Gerçeği gözden kaçırdınız” dedi.
Taşbel bunların hiçbirini kabul etmedi.
Dava görüşülmek üzere 27 Mayıs Pazartesi saat 11.00’a ertelendi. (Kamalı Haber)

Diğer Haberler

Başa dön tuşu