Yağcıoğlu: Durum Net ve Ciddidir

Aylardır 200’ü aşkın mühendisi ile saha- teknik analiz ve inceleme yapan İMO nasıl bir sonuca vardı? Oda Başkanı Gürkan Yağcıoğlu, MESELE'nin sorularını yanıtladı...

Selda Bektaş
23/08/2023 16:04
Yağcıoğlu: Durum Net ve Ciddidir
6 Şubat depremi sonrası, kamudaki binaların durumu tartışmaya açıldı. İnşaat Mühendisleri Odası (İMO), o günden bugüne teknik analiz yaptığı hastane ve okul binalarına ilişkin bir rapor hazırladı. Yeni eğitim yılına başlanmasına kısa bir süre kala, aciliyeti olan 12 okulla ilgili proje Eğitim Bakanlığı ile Başkanlığa önceki gün sunuldu. İş siyasetin kararına kaldı. Aylardır 200’ü aşkın mühendisi ile saha- teknik analiz ve inceleme yapan İMO nasıl bir sonuca vardı? Raporda sadece eski binalar mı sorunlu? Yeni binalarda nelerle karşılaşıldı? Ülke olarak ne durumdayız? Yapılarımız depreme dayanıklı mı?  İMO Başkanı Gürkan Yağcıoğlu, MESELEde tüm sorulara yanıt verdi. Yağcıoğlu’nun açıkladıkları 50 yıllık keşmekeşi gözler önüne serdi… [caption id="attachment_42390" align="alignnone" width="785"] İMO Başkanı Gürkan Yağcıoğlu, MESELE’de, Selda Bektaş'ın sorularını yanıtladı...[/caption]

6 ŞUBAT’TAN BU YANA NELER YAPILDI?

6 Şubat’tan beri Oda olarak neler yaptınız? Kısaca özetleyeyim. Başbakanlık çatısı altında kurulan ‘Deprem Denetim Komitesi’nde, bizden hızlıca binaları gezip bir rapor hazırlamamızı istediler. Biz de “Bu şekilde olmaz” dedik. Dünyada bunun bilimsel yöntemleri vardır. Bunları ülkemize uyarladık ve hızlı tarama tekniği ile riskli binaları sıraladık. 700 bina çok hızlı şekilde gönüllü olarak dolaşıldı ve 10 gün içerisinde risk sıralaması yapıldı. En riskliden, en az riskliye doğru bir liste oluşturduk. Bu bize ileri tetkik çalışmalarına (röntgen, karot  testleri) nereden başlayacağımıza ışık tuttu. Bu sıralamayı da Eğitim Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ve Başbakanlığa ilettik. “Siz bize stratejik olarak hedef gösterin. Önceliğinizi belirtin biz oradan başlayalım” dedik. Yani bina çok risklidir ama Bakanlık o okulu hemen taşıyabilir, oralarda sorunu öteleyip çözebilir.  Bazılarının riski daha düşüktür ama alternatifi yoktur. Onlar da bize stratejik sıralamayı yaptılar. Biz de okul ve hastanelerinin projelerini üyelerimize kura yöntemi ile dağıttık. Bu projeleri, kamu yararı olduğu için yüzde 50 fiyatına yapma kararı aldık. Şuanda o çalışmaları yapıyoruz. Saha çalışmalarında da bildiğiniz gibi Oda’nın laboratuvarı, ülkedeki tek akredite yapı malzemeleri denetim laboratuvarı.  Burada demir numene alma-okuma, röntgen çekme işlemlerine başladık o dönem… Laboratuvarın kapasitesini de hemen 2 katına çıkardık. Çünkü çok fazla bina vardı. Örneğin bir binadan 200 karot alınabiliyor…

BİNALARIN YIKILMA KARARI NEYE GÖRE ALINIYOR?

Bir bina için bu testlerin tamamlanması ne kadar sürüyor? 15 gün alıyor. Biz 2-3 ay içinde tüm bu binaların yüzde 95 testlerini tamamladık. Ancak toplumda yanlış düşülen bir nokta var ki onu da belirtmek isterim. “Laboratuvar sonuçları çıktı. Bina yıkılacak mı?” derler. Bu sonuçlardan elde ettiğimiz bilgiler sadece ‘performans analizi’ dediğimiz hesap yöntemi içerisinde kullanabileceğimiz verilerdir. Sonuç değildir. Sürekli bunlarla ilgili telefon alıyorum. Bunları anlatmaya çalışıyorum.

“BAKAN NAMIK KEMAL LİSESİ’NİN YIKILMASINI İSTEMİYOR”

Bu testler yapıldı, tamamlandı. Bu bahsettiğiniz ‘performans analizi’ tamamlandı mı? Evet, performans analizlerini yaptık. Yani elde ettiğimiz verilerle bir model oluşturarak, deprem etkisi altındaki binaların davranışını inceledik. Bunları da 5 senaryo üzerinde çalıştık.
  • Hemen kullanım -okul, hastane, yurt gibi yapıların deprem sonrası kullanımı-.
  • Hafif hasar
  • Belirgin hasar
  • İleri hasar
  • Göçme bölgesi
Bu sonuçlara göre de güçlendirme senaryolarına girdik ki şuanda okullara yaptığımız budur. Hangi binanın yıkılıp yıkılmayacağına, ya da güçlendirme yapılıp yapılmayacağına karar verme aşamasındayız. Burada da bedel hesaplaması öne çıkar. Güçlendirme maliyeti yeniden yapma maliyetinin yüzde 40’ına ulaşırsa, güçlendirme mantıklı değildir. Yeniden yapılması gerekir. Dünyada bu yüzde 30’dur. 12 binanın güçlendirme projelerini (maliyet hesaplamaları ile ) Milli Eğitim Bakanlığı’na ve Başbakanlığa bugün verdik. Ne olacağına siyaset karar verecek. Örneğin Eğitim Bakanlığı Namık Kemal Lisesi’nin manevi değeri olduğunu, yeni bir okul parası dahi tutsa bu okulu ayakta tutacaklarını söylediler. Geldiğimiz noktada laboratuvar testleri yüzde 95 oranında tamamlandı. Projeler de modelleniyor.

“HİÇBİR OKUL BİNASININ PROJESİ YOKTU”

Neden bu kadar sürdü bu çalışmalar? Okullar açılıyor ve henüz hiçbir şey yapılmadı… Hiçbir okulun projesi yoktu. Bundan dolayı zaman aldı… Yeni okul binaları da dahil Bakanlık’ta hiçbirinin projesine ulaşamadık. Eğitim Bakanlığı’nda ‘yapı birim bölümü’ var. Tüm ülkenin yapılarından sorumlu, ‘planlama inşaat dairesi’ var. Buna rağmen bırakın Rum’dan kalma bizim yaptıklarımızın bile projeleri ortada yok. Üyelerimiz sahaya gidip tek tek elinde metre ile ‘rölöve projelerini’ çıkardı. O yüzden bu kadar vakit aldı. Yoksa her kamu binası için çalışmalar 15 gün içinde tamamlanırdı. 50 yıllık enkazı benden 6 ayda kaldırmamı istiyorlar. Bu olacak iş değil… Bu ülkede 50 yıldır sendika var. Okulların kötü olduğu şimdi mi görüldü? 6 ay içerisinde gerçekten zor şartlar altında işler yaptık. Dışarıdaki işlerimizi bıraktık. Bunları da gönüllü yaptık. “KOLONLARIN ORTASINA KOCAMAN DELİKLER AÇMIŞLAR, DURUM NET VE CİDDİDİR.." Yeni okullarda sorun var mı? Bu çalışmaları yaptığımızda inanılmaz şeyler de gördük. Bazı okullar okul aile birlikleri ve idaresinin kafasına göre yaptığı işlerden ‘dayanıklı’ iken riskli sınıfına girdi. Ya binalara müdahale ettiler, ya da ek yaptılar. Örneğin bir okula gitti ünlerimizden biri…Yığma kerpiç tek katlı bir binanın üzerine, 48 tonluk su deposu koydular. Hemen müdüre sordurduk, ‘hangi mühendis yaptı bunu?’ diye. Okul aile birliği yaptırmış… Bir başka okul da Dr. Fazık Küçük Lisesi. En tehlikelilerden biri… 74’ten kalma yığma bir yapı. Oranın üzerine betonarme 3 sınıf yapılmış. Bir okula gidiyorsun, sıra sıra kolonların ortasında kocaman delikler. Klima borusu geçiyor. Bir okul binası yeni ve tek katlı çelik yapı. Çelik yapılarda deprem yükleri çelik çaprazlar çeker. Sen kalk pencere mozaiklerini beğenmediler diye tüm çaprazları kesip mozaikleri değiştirmişler. Ana sorunlardan biri de bu. Hiçbir teknik danışmanlık almadan, kontrolsüz müdahaleler görüyoruz.  50 yıldır ne yapıp, yapmadığımızla yüzleştik. Nerede olduğumuzu da anladık. Durum net ve ciddidir. Dr. Burhan Nalbanoğlu Hastanesi çok önemli… Oradaki durum nedir? Sağlık Bakanlığı’nın önem listesinin en başındadır. İnceleme yapmaya gittiğimizde, oradan daha önce numune alındığını gördük. 7-8 yıl önce ‘planlama inşaat’ bu bizim yaptığımız çalışmaları yapmış. Biz Telasamia Merkezi, Kan Bankası, Diyaliz ve Onkoloji’ye yaptık. Bunlar çok stratejik yerler. Burada çalışmalar sürüyor.

“50 YILLIK TÜM YAPILAR GÜÇLENDİRME İSTER…”

Özetlersek ülke olarak ne durumdayız? Eski yapılarımızın tamamı ekonomik ömrünü tamamlamış yapılar. Her malzemenin bir ömrü vardır. Eski yapım teknikleri ve yönetmeliklere baktığınızda 50 yıllık ömürle yapılmışlardır. Şuan 50 yılı geçirdik. Okul ve hastaneler aynı durumda. Bir yapı düşünün 70’lerde yapıldı ve iyi durumda. Ben hiçbir şeye bakmadan bu bina güçlendirme ister diyebilirim. O dönemki yapılar düşey yüke göre yapılırdı. Deprem hesabı yoktu işin içerisinde. Şimdiki tasarımlarımızda binaların ekonomik ömrünü 100 yıla taşımadır hedefimiz.

İNŞAAT MÜHENDİSİNİ KİM DENETLEYECEK?

Bir inşaat mühendisi, müteahhitlik de yaparsa, hatasını kim denetleyecek? Şaibeli durumlar ortaya çıkmaz mı? Tasarımsal, ilkesel bir hata varsa vize bürosunda takılır zaten. Bir mühendis bir yapıya nasıl bir zarar vermiş olabilir? Bunun en kritik noktası, projesini yapan da, inşaatını yapanın da aynı olması. Bıçak senin elinde, kasap sen, pişiren sen olmaz… Bu kez çıkar çatışması başlar. Biz bunun önüne geçmek için bir mevzuat hazırladık, bir portal oluşturduk. Artık projeyi çizen, o binanın imalatını yapamaz.  Artık denetimden kaçılamayacak. O portalın içerisinde İnşaat Mühendisleri Odası, Mimarlar Odası, Elektrik Mühendisi Odası, Makine Mühendisi Odası ve ilgili belediye veya ilgili Kaymakamlık yer alıyor. Bir yapı başlayacağın anda sahada projenin 4 mühendisi ve mimarı, hudut tespitçisi hazır bulunacak. Belediye ekipleri, müteahhit ve müteahhittin mühendisi ayrı taraf olarak hazır olacak ve o huzurda işin resmen başladığı tüm taraflara iletilecek. Benim üyem de diyemeyecek ‘haberim olmadı ki başladığından kontrol edeyim’… Tüm ilgili taraflar kontrol ve denetimini yaparak o portalda uygunluğa onay verecek.

MÜHENDİSSİZ GÜÇLENDİRME YAPMAYIN, FIRSATÇILIĞA İZİN VERMEYİN!

Bir mesajınız var mı okuyucularımıza? Vatandaşlarımız muhakkak mühendisi ile tanışsın. Bu süreç içerisinde gördük ki, birçok kişi yapısının mühendisini tanımıyor. Mühendis dediğiniz vatandaş, senin can ve mal güvenliğinden ölene kadar sorumlu kişidir. Bu güçlendirme opsiyonları yapılırken de, bazı fırsatçılıklar türedi. Müteahhit gider “ben güçlendirme işi çok yaptım. Bu 2 kolonu güçlenirdik mi tamamdır” der ve yapar. Böyle bir şey olamaz. Mühendis olmadan bu analiz yapılamaz. Mühendislik hizmeti almamış hiçbir güçlendirmeye inanmasınlar…