Yeni Sistemde Büyük Tehlike: 5 Bin Öğrenci Aç Kalacak!

Eğitim-öğretim yılını 5 okul çadırda, online ve konteynerlerde tamamladı. Kaç okul; kaç bina depreme dayanıklı? Tam gün eğitime geçeceğimiz bu sene neler yaşayacağız? Selma Eylem çarpıcı verileri MESELE’de açıkladı…

Selda Bektaş
17/08/2023 16:24
Yeni Sistemde Büyük Tehlike: 5 Bin Öğrenci Aç Kalacak!
Yıllardır süregelen ve bir türlü çözülemeyen eğitim sorunları tıpkı sağlıkta, ulaşımda ve enerjide olduğu gibi orta sınıf vatandaşı özel hizmete yönlendiriyor. Ancak bu sene yaşayacağımız problemler geçtiğimiz seneyi mumla aratacak gibi görünüyor zira artık orta sınıfın ‘sorunlardan kaçabileceği’ bir bütçesi kalmadı; çocuğunu ‘özel’den alan devlet okulunun yolunu tutuyor. Katlanarak artan nüfusla beraber altyapısı yetersiz kalan okullarda, tam gün eğitime geçilmesi de cabası. Bir de depreme ‘dayanıksız’ bina sorunu var… Bu sene bizi eğitimde neler bekliyor? Devlet neden bir eğitim politikası geliştiremiyor; var olan sorunları çözmüyor? Bunun altındaki siyasi amaç ne? Kıbrıs Türk Orta Eğitim Öğretmenler Sendikası (KTOÖES) Başkanı Selma Eylem’le MESELE’de, eğitimdeki ‘kaosu’ konuştuk…   Eylem, çarpıcı verilerle başımıza gelecekleri anlattı…

KAÇ BİNA SORUNLU?

  • Eğitim sistemindeki sorunlara geçmeden, önceki gün İnşaat Mühendisleri Odası ile bir toplantınız oldu. Hepimiz merak içindeyiz. Kaç okul binası yıkılıp yeniden yapılacak? Tüm analizler tamamlandı mı? Toplantıda neler konuştunuz?
Bildiğiniz gibi İnşaat Mühendisleri Odası’nın basına verdiği beyanatta 124 okulda 345 binanın güçlendirme projelerini çalıştığını söylemişti. Yaptığımız toplantıda bina performans analizinin – karot ve röntgen testleri-  büyük oranda yapılıp, bina projelerinin tamamlandığını ve bakanlığa gönderildiği bilgisi verildi. Bir kısmının da devam ettiği söylendi. Bundan sonraki aşamada, projelerin fiyatlandırılıp ihaleye çıkılmasıdır gündemde olan. Güçlendirme mi yapılacak? Yıkılıp yeniden mi yapılacak? Buna siyaset karar verecek.
  • Kaç binanın yıkılıp yeniden yapılması gerekiyor? Böyle binalar var mı? Belli mi bu okullar?
Böyle binalar var. Bize verilen bilgi “kaç okulda kaç bina yıkılacak” şeklinde değil. Şuanda güçlendirilme olasılığı olan binalarla ilgili projelerdir hazırlanan. Bize net bir rakam verilmedi. Bu tamamlanan projelerin bakanlığa gönderildiğini, maliyetlerin belirlenip ihaleye çıkılması gerektiği ile ilgili bir süreç var önümüzde.

AYLARDIR NE YAPILDI?

  • Ne yapıldı bu zamana kadar?
Bildiğiniz gibi 28 Temmuz’da yasa gücünde bir kararname çıkarıldı. Buna göre hedef, dövizdeki bu dalgalanma nedeniyle bu ihalelerin etkilenmemesiydi. Bir de bildiğiniz gibi deprem ve doğal afetlere yönelik mali yardım ve bir hazırlık yasası çıkarıldı. Bu yasa ile birlikte harçlardan kesinti, maaş ve ücretlerden gönüllük esasıyla kesinti yapılıyor. Bir de yine yasa gücünde kararname ile 10 gün içerisinde olacak şekilde ‘elden ihale’ye gidilmesi kararı alındı. Oluşturulan komisyonda Şampiyon Meleklerin anıt mezarı ile bu okul binalarının ivedilikle güçlendirilmesi kararı alındı. Ancak şöyle bir gerçek var ki, tüm bu süreç ne yazık ki okullar açıldığında yetişecek gibi görünmüyor.
  • Eğitim devam ederken güçlendirme çalışması nasıl yapılacak? Bir güvenlik sorunu oluşturmaz mı bu?
Belki bazıları güçlendirme yapılırken daha az şantiye alanına dönüşecektir bunu bilemiyoruz. Yıkılıp yeniden yapılacaksa eğitim oralarda nasıl devam edecek bunu da bilemiyoruz.

OKULLARDA GÜVENLİK ENDİŞESİ…

  • Tüm bunların yanında bu sene ‘tam gün eğitime’ de geçiliyor… Buna yönelik neler yapıldı? Eksiklik var mı?
Tam olarak ‘tam gün eğitim’ değil.  41 saat ve 2 gün (Pazartesi-Salı) öğlenden sonra olmak üzere bir program bu. Bu da büyük sıkıntılar yaratacak. Sadece okulların inşaat alanına dönmesi meselesinin dışında okul güvenliklerinde büyük sıkıntı oluşacak. Birçok okulumuzda güvenlik endişesi var. Şüpheli tiplerin okul önlerinde dolaşmasını, okuldan kaçmaları engelleyecek bir güvenlik görevlisi olması şart. Böyle bir olay da yaşandı geçtiğimiz sene. Bir öğrencimiz izinsiz olarak okuldan ayrıldı ve anayolda araba çarptı. Tüm bunların da dikkate alınması gerekli. Bunlar göz önünde bulundurulduğunda -1 ay sonradan bahsediyorum- çok büyük sıkıntılar bekliyor bizi. Aynı zamanda beslenme konusu da ayrı bir problem. Çocuklar öğlen yemeklerini nasıl alacak? Nerede yiyecek? Şu an 800 civarı bir öğrencinin olduğu okulda, kantin kapasitesi yeterli değil. Parası olan dahi öğlen yiyecek bir şey bulamayabilir. Üstelik yoksul birçok da aile var… [caption id="attachment_41420" align="alignnone" width="785"] Selma Eylem, MESELE'de Selda Bektaş'ın sorularını yanıtladı...[/caption]

“5 BİN ÖĞRENCİ ÖĞLEN YEMEKLERİNİ KARŞILAYACAK DURUMDA DEĞİL”

  •  Yoksul kaç öğrencimiz var? Bir çalışma yaptınız mı?
Evet, buna yönelik bir çalışma yaptık.  Genel orta öğretim ve mesleki teknikte 25 bin öğrencimiz var. Bu öğrencilerin yüzde 20’sinin yani yaklaşık 5 bin öğrencinin maddi durumu öğlen yemeğini karşılayacak durumda değil.  Yaptığımız araştırmamızı yarın açıklayacağız… Bakın kantinlerde 1 sandviç geçen sene 60 TL’idi. Hadi bunu alsa dahi, oturup yiyeceği ve dinlenebileceği bir kafeteryası yok. Sınıflar açılacak olsa dahi bunların temizliği nasıl yapılacak? Hijyen sorunu da yaşanacak…  Eğitimde ön gördüğünüz değişikliler 5 ile 10 yıllık bir planlama ile yapılır. Maalesef ülkemizde çok değişken nüfus sayımız da var; bu yapılmıyor. Anlık, günlük kararlar üretiliyor. Ne yazık ki eğitim devlet politikası değil. Yapılması gereken değişiklikte öncelikle pilot okullar seçilerek, denenmesi artı eksilerinin belirlenmesi gerekirdi. Umarım ve dilerim ki, Sayın Bakan önerilerimizi dikkate alır ve bu aşamada hazırlıklar yapılmadan böyle bir programa geçmez. [caption id="attachment_41424" align="alignnone" width="1080"] Namık Kemal Lisesi, Güzelyurt Meslek Lisesi, Dr. Fazıl Küçük Meslek Lisesi, Geçitkale Cumhuriyet Lisesi ve Erenköy Liselerinde eğitim çadır, konteyner ve online olarak tamamlanmış, çadırları su basmıştı...[/caption]
  • Depreme dayanıksız binaların olduğu 5 okulda eğitim çadır, konteyner, online olmak üzere endişelerle tamamlandı. Görüyoruz ki İMO’nun raporu Bakanlığa yeni verilecek. Bu 5 okulda eğitim nasıl devam edecek?
Mesele, ortadaki mevcut duruma göre bir takım senaryoların veya öngörülerin, planlamalarının olmaması. Namık Kemal Lisesi’nde güçlendirilme kararı çıkarsa, çalışmalar başlarsa Bakanlığın kamuoyuna, “Bakın bu kadar süre alacak. Bu yapılacak. Yıkılıp yeniden yapılacak. Bu sürede de eğitim bu şekilde, burada sürecektir” gibi bir açıklama yapılması lazım. Ya da Dr. Fazıl Küçük Endüstri Meslek Lisesi geçtiğimiz sene çok büyük sıkıntı yaşadı. Orada okul üçe bölündü. Bir kısmı DAÜ’nün bir bölümünde, diğer kısmı başka bölümünde ders gördü. Üniversite öğrencileri ile lise öğrencilerini bir yere koyuyorsunuz. Ciddi güvenlik endişeleri yaşandı. Okul idaresi de öğretmenler de büyük bir özveride bulundu. Bu yıl ne olacak? Bilmiyoruz... Yine Cumhuriyet Lisesi, eşli Polis Okulu’na taşındı. Bu sene ne olacak?  Hiçbir şey bilmiyoruz… Bakanlık’tan açıklama da gelmiyor… 6 Şubat’tan buraya kaç ay geçti, 1 aydan kısa bir süre var yeni döneme. Çok geç kalındı. [caption id="attachment_41423" align="alignnone" width="1170"] Dr. Fazıl Küçük Endüstri Meslek Lisesi'nde tavan çökmüştü...[/caption]

“KAMUSAL HİZMET BİTİRİLMEK İSTENİYOR VATANDAŞ ‘ÖZEL’E TEŞVİK EDİLİYOR…”

  • Eğitim bir planlamada neden sürdürülmüyor? Bunu hastanelerde de görüyoruz... Devlet vermesi gereken hizmeti veremedikçe, veliler öğretmene, hastalar sağlık çalışanına öfkesini yansıtıyor…
Ne yazık ki kamusal hizmetlere gerekli yatırım yapılmıyor, gerekli bütçe ayrılmıyor. Çünkü amaç ‘özele’ teşvik… Politikaları budur. Yapılması planlanan budur. Hastanelerde altyapı, donanım, personel eksikliği ortada dururken, insanlar ilaç bulamazken, kendi yetersiz olduğu için özele sevk ediyor hastaları. Eğitimde de aynı şey geçerli. Türkçe bilmeyen öğrenci sayısı her geçen gün artıyor. Bu çocukların psikolojik durumlarını düşünün. Öğretmenin sınıftaki durumunu. Pedagojik ve eğitim açısından sıkıntıları düşünün. Var mı çözüm? Yok… “Alsın özele götürsün”… Özel okullara verilen teşvikleri de görüyoruz. Kamusal hizmet bitirilmek isteniyor.
  • Böyle bir şey de kalmadı… Mevcut ekonomik durumda, orta sınıf eridi. İnsanlar çocuğunu özel okullardan alıyor, devlet okuluna götürüyor. Mevcut sorunların içinde bu sene ne yaşayacağız?
Daha da kalabalıklaşan okullar yaşayacağız. Biraz önce de söylediğimiz gibi, sağlıklı beslenme, güvenlik sorunu, eğitimin niteliği meselesi de çok önemli. Düşünün 40 kişinin olduğu bir sınıfta 40 dakikalık bir süre. Öğretmen bir öğrenciye 1 dakika bile ayıracak durumda değil. Kadro tüzüğümüze göre sınıfların 26’nın üzerine çıkmaması, öğretmenin de 250’den fazla öğrencisi olmaması lazım. Hiçbir hazırlık yapmadan ders sayısını artırarak nitelik artmaz. Bu süreyle ilgili değildir. Nitelik altyapı, donanım, okulların fiziki durumuyla bir bütündür. Şuanda 5 okul büyük sıkıntılar çekmiş, yarım günü bile yapamamış. Yok ki öğleden sonra yapacak. İnşaat işleri de başlayacak. 10 saat bir çocuğu konteynerde nasıl tutacaksınız?

“EĞİTİMİN NİTELİĞİ DÜŞTÜ”

  • Hükümet ‘eğitimde kendini başarılı’ görüyorsa, liselerden mezun olan öğrencilerimizin kaçta kaçı başarılı?
Türkiye ile paralel götürülen bir eğitim sistemimiz var ki, dünyada en kötü eğitim sistemlerinden biridir. Türkiye’de 100 bin öğrenci üniversiteye giriş sınavlarında ‘sıfır’ çekti. Dolayısıyla bu paralel sistemde bunun da yansımasını görüyoruz. Ortaokula kadar kitaplar yereldir. Müfredat yereldir. Ancak lisede tüm kitaplar Türkiye’den geliyor. Bu durumda farklı bir grafik beklenmez. Nitelik meselesinde, kendi eğitim sistemimizin olması ve yerelleştirilmesi gerekiyor. En büyük tehlike de Türkiye’de muhafazakarlaştırma, gericileştirme, dinin siyasi olarak kullanılması ve bunun eğitime yansımasının bizde de gerçekleşmesi. İlahiyat Koleji ile başladı ve Kuran kursları ile tarikatlar, dernek ve vakıflarla devam ediyor. Müfredatların da içinin boşaltılarak adım adım gericileştirmeye gidiyoruz. Nitelik de elbette geriye gidiyor. Eğitimin devlet politikası haline getirilmemesidir esas mesele. Her değişen bakan ya da hükümetin, günlük kararlarını görüyoruz. Planlama, denetleme çok önemli. Bu sene için kadrolar bile yeterli değil. Ders sayıları artırılırken, öğretmen ihtiyacı azaltıldı. Münhale daha az çıkarıldı. Türkiye’den getiriliyor, burada bekleyen öğretmenlerimiz olmasına rağmen.

“YÜZLERCE ÖĞRETMENİMİZ İŞ BEKLİYOR SİZ TÜRKİYE’DEN GETİRİYORSUNUZ”

  • Bakan ‘bulamıyoruz’ dedi. Yok mu?
‘Bulamıyoruz’ diye bir şey yok. Atanma sırası bekleyen öğretmenlerimiz var. Özellikle rehberlik ve özel eğitim alanında mezunlarımız var. Ancak buna rağmen oradan getiriyor. Kaç üniversite var bu ülkede her yıl mezunlar veriliyor. Yüzlerce öğretmenimiz iş bekliyor. Örneğin bilişim teknolojileri- bilgisayar, 2 öğretmen getiriyor. Mezunumuz bu alanda var. Biyoloji, din kültürü ve ahlak bilgisi, muhasebe ve finansmanda getiriyor. Tüm bu bölümlerde iş bekleyen öğretmenimiz var.
  • Eğitim Bakanlığı, bizim mezunlarımızı yetersiz mi buluyor?
Bakan’ın açıklaması, “nitelikli öğretmen getiriyoruz” olmuştu. Böyle bir şey yok. Bu bir politikadır. Siyasi adımdır. Kesinlikle kabul edilebilir bir şey değildir. Bunun için dava açtık. Davamız sürüyor. Kendi çocuklarımız atama beklerken, bunun bu şekilde ortaya konması akıl alır gibi değil.
  • Orta öğretimde kaç öğretmen açığımız var?
Haftalık 35-38 saate göre 250 civarında öğretmene ihtiyaç vardı. Haftalık ders sayısı 41’e çıkardı. Toplamda da burası için 43 kişilik münhal açıldı. Hedef Türkiye’den getirmek. Gelecek olanların sayısı da 116. Önemli diğer bir mesele de müdür ve müdür muavinleri ile ilgili nakil çalışması yapılmadı. Okullarımızda 3 müdür ve 25 muavin eksik şuanda. Okullar bunlarla açılacak.

OKUL KAYIT ÜCRETLERİ NEDEN ALINIYOR?

  • Bir de okul kayıt ücretleri meselesi var. “Bağış” adı altında mecburi bir para alınıyor kayıtlarda. Ancak ödeyemeyecek aileler var… Eğitim “ücretsiz değil” noktasına geliyoruz.
Kamusal eğitim parasızdır. Bu yasa ile belirlenmiştir. Okul idarelerinin kayıt parası istemesi yasal değil. Ancak okul aile birlikleri bunu ‘bağış’ adı altında alıyor, almak zorunda bırakılıyor. Temizlik malzemeleri, kırtasiye giderlerini sağlayabilmek için alınıyor. Devletin her okula ayırdığı bir bütçe yok veya yeterli değil. Bu sürdürülebilirliği sağlamak için, okul idareleri bunu yapmak zorunda bırakılıyor. Ödeyemeyecek olan ailelere tolerans gösteriliyor…

“ÖĞRETMEN 3-5 SAATİN DERDİNDE DEĞİL…”

  • Bir mücadele yürütüyorsunuz. “Öğretmen grevde” denilince velilerin tepkisini görüyoruz. El-Sen’in eylemlerinde de halk desteği göremedik. Hükümetin izlediği politika sendika ile halkı karşı karşıya getiriyor. Sendikalara karşı bir öfke oluşuyor. Kendinizi yeterince anlatamıyor musunuz?
Elbette ki bu yöne dikkat çekmek ayrıştırmak, hedef göstermek, algı yaratmak bunların politikasıdır. Defalarca anlatmaya çalıştık; anlatıyoruz da. Özellikle bu yıl velilerimizin görmesi, algılaması lazım ki büyük bir kaos var. Bizlerin de çocukları var. Bir mücadelede bir takım bedeller ödenmezse, mücadele başarılı olmaz. O bedelleri hep birlikte ödemezsek, bu politikaların değişmesini sağlayamayız. Bunun anlaşılması lazım. Bu yıl çocuklarımızın yaşayacağı mağduriyet ve sıkıntılardır bizi düşündüren ve endişelendiren. Böyle bir ekonomik krizin olduğu dönemde, çocuklarımıza verecek harçlığımız belliyken, onları orada 2 gün öğlen tutmak; konteynerin içinde tutmak ne kadar verimlidir? Ne kadar eğitimde yeri vardır? Ne kadar insanidir? Öğretmen 3- 5 saatin derdinde değildir. Yaşanacak olan sıkıntıları bu yıl velilerle birlikte görecek ve yaşayacağız. Tüm kaygımız, toplum için; geleceğimiz için… Bu mücadeleyi vermeye devam edeceğiz.