ManşetÖzel HaberlerYaşam

Kübra Şanverdi: Sevgiye Değil, Adil Haklara İhtiyacımız Var

Mahkeme binalarının fiziki durumu ne engelli avukatlara, ne de engelli vatandaşlara hizmet verebiliyor. Şanverdi: Ayrıcalık değil, haklarımızı talep ediyoruz…

Mahkeme binalarının fiziki durumu ne engelli avukatlara, ne de engelli vatandaşlara hizmet verebiliyor. Şanverdi: Ayrıcalık değil, haklarımızı talep ediyoruz…

Engelli avukat Kübra Şanverdi, KIBRISLI’ya yaşadıklarını anlattı…

Stajyer avukat olarak görev yapan 23 yaşındaki Kübra Şanverdi, mahkemelerde yaşanan sıkıntılara dikkat çekti.

Kübra Şanverdi

 “SEVGİYE DEĞİL, ADİL HAKLARA İHTİYACIMIZ VAR”

Kübra Şanverdi, 23 yaşında.

Uluslararası Final Üniversitesi Hukuk Fakültesi mezunu.  Henüz mesleğinin başında genç bir stajyer avukat. Gelecek sene avukatlık cübbesini giyecek.

Kübra Girne Mahkemelerindeki davaları, ‘engeller’ nedeniyle ancak yardımlarla dinleyebiliyor. Onca güçlüğe rağmen azimle, kendisi gibi ötekileştirilen; hayattan dışlananların haklarını savunmak için çabalıyor.

Bugün mahkemelerimizin fiziki yapısı engelli bireyler için de içler acısı. Günümüz koşullarına cevap veremeyen binalar, sadece Kübra’yı değil, mahkeme huzurunda hazır bulunması gereken yaşlı ve engelli yurttaşları da olumsuz etkiliyor. Zira ikinci kattaki duruşma salonuna çıkamayan kişilerin davaları da erteleniyor.

Kübra ise pozitif bir ayrımcılık beklemediğinin altını çiziyor ve ekliyor: Engellilerin sevgiye değil adil haklara ihtiyacı var. Her kim ve ne olursa olsun kişinin hak ettiğini alması bir lütuf değil zorunluluktur…

Kübra Şanverdi, Girne Mahkemelerinde ikinci kattaki duruşma salonlarına güçlükle gidebiliyor…

“HAK DOĞUŞTAN GELİR…”

Kendisi gibi engelli bireylerin haklarını savunmak için avukat olduğunu anlatan Kübra Şanverdi, “Sadece engelli değil, tüm canlıların haklarını savunacağım” diyor…

Kübra Şanverdi konuşmasına şöyle devam ediyor:

Kaldırımlar araba dolu; sokak tabelaları engelli geçişine izin vermiyor. Birilerinin yardımına ihtiyaç duyuyorum –duyuyoruz-…

Mahkeme binalarında da bu altyapı olmadığı için, avukat arkadaşlar ve çalışanların yardımı ile ikinci kattaki duruşma salonlarına çıkabiliyorum. Ancak durumum ‘muhtaçlık’ oluyor. Bu böyle olmamalı…

Bina engelli ve yürüyemeyecek durumda olan vatandaşlara uygun değil… İkinci kattaki duruşma salonuna çıkabilmiş olsam dahi, dosyalarımı birinin yardımı olmadan alamıyorum.

Benim dışında bir başka avukat arkadaşım daha var. O tekerlekli sandalyede… Onun durumu daha zor.

Hak doğuştan gelir. Siz bir kahve makinesine ‘kahve yaptığı’ için teşekkür etmezsiniz.  Hak da doğuştandır… Bir insan ve bir avukat olarak mahkemelere, her insan gibi rahatça ulaşabilmeli; dosyalarımı kolaylıkla taşıyabilmeliyim.
 Engellilerin sevgiye değil adil haklara ihtiyacı var. Her kim ve ne olursa olsun kişinin hak ettiğini alması bir lütuf değil zorunluluktur.

Davası görülmesi gereken vatandaşlarımız da var. Kişi davasına birebir katılmak zorundadır. Ancak mahkemesinde hazır bulunamayan engelli ve yaşlıların davaları erteleniyor.

Mahkeme memuru Umut Obenler, kimi zaman Kübra’ya yardım ediyor…

 “İSVEÇ ÇAKISI GİBİYİZ…”

Şuan sadece 2 engelli stajyer avukatın olduğunu belirten Kübra Şanverdi, bu sayının az olmasının en önemli sebebinin, engelli yaşamının ülkemizdeki zorluğu olduğunun altını çiziyor.

Şanverdi, “ İnsanlar bırakın eğitim görmeyi, yaşamakta zorlanıyor. Engelliler, görünmez duvarların içinde yaşıyor hayatı.  Sıradan bir vatandaş, bir kafeye giderken düşünmez, aklına dahi gelmez. Ancak engelli olunca ‘lavabosu uygun mudur?’ diye düşünüyor…

Biz bir pozitif ayrıcalık beklemiyoruz. Haklarımızı kullanmak istiyoruz…

Engelliler ‘İsveç çakısı’ gibi. Hayat onlara uygun değil. Biz ona uyum sağlıyoruz” diyor.

Haber/Selda Bektaş

Diğer Haberler

Başa dön tuşu