ManşetÖzel HaberlerSiyasetYaşamYazarlar

Devlet, Pasaport, Kimlik…

Bu hafta beş ay aradan sonra Kıbrıs’a yolculuk yaptım. Gelirken havaalanında yaşadıklarım sanırım KKTC dramını anlamak için güzel bir örnek.

Bu hafta beş ay aradan sonra Kıbrıs’a yolculuk yaptım. Gelirken havaalanında yaşadıklarım sanırım KKTC dramını anlamak için güzel bir örnek.

Karşımdaki check-in görevlisi sorar: Nereye? KKTC, diyemezsiniz çünkü orası neresi anlamayacaktır. Kıbrıs, dedim ben de her zamanki gibi. Görevli de her zamanki gibi “Kıbrıs vizeniz yok mu?” diye sordu. Yok, dedim. Görevlinin suratı buruştu haliyle. Bir telaşla “Ama bu Kuzey Kıbrıs,” dedim. Baktım ikna olmuyor, bir duraksadıktan sonra “Yani aslında Türkiye,” dedim. “Hatta ben oranın vatandaşıyım,” diye de ekleyip KKTC pasaportumu da koydum önüne. Eline aldığı pasaporta garip garip baktıktan sonra görevli neyse ki bir soru daha sormadı. “Ohh,” dedim, “bu sefer de yırttık!”

Her seferinde bu garip KKTC halini açıklamak dert olur. Bazen açıklama daha uzun sürer, bazen daha kısa. Yurtdışından KKTC’ye uçuş pratiği işte böyledir, hele ki T.C. pasaportuyla uçuyorsanız. Türkiye kökenli olup da KKTC vatandaşı olan pek çok kişinin çilesini dile getiriyorum aslında.

***

Eşim Kıbrıs vatandaşı olduğu için AB pasaportu var. Eskiden en azından Schengen vizesini almakta zorlanmazdık. Geçen yıldan beri değil vize almak, vize için randevu bile alamıyoruz. AB vatandaşının eşi olarak hiçbir hakkım yok. Kızım Amerikan vatandaşı. Onun Schengen’e ihtiyacı yok, ama ben onu Avrupa’da yeni başlayacağı okuluna götüremeyeceğim. Niye? Çünkü Schengen vizesi randevusu bulamıyorum. Aynı sebeple artık Avrupa’daki akademik konferanslara da gidemiyorum. Bunun Avrupa’ya yararı nedir, gerçekten hiç anlamış değilim.

Öteki çocuğum ise Amerikan vatandaşı değil. KKTC pasaportu bir işe yaramadığı için mecbur T.C. pasaportu aldık birkaç yıl önce. O da aynı benim gibi vize derdiyle uğraşıyor yani. Babası Kıbrıs vatandaşı ve AB pasaportlu ama kendisine bu haklar tanınmıyor. Niye? Çünkü annesi Türkiyeli ve KKTC’de doğdu. Yani o bir “kimliksiz”. Eğer bu konuda Rum tarafı hiçbir olumlu adım atmazsa, altı sene sonra o da üniversiteye gideceği zaman arkadaşlarının çoğunun yararlandığı AB eğitim imtiyazlarından yararlanamayacak. Vize alırsa şükredeceğiz herhalde. Burada yaşayan bu çocuklar bu eziyeti çekerken, yine annesi ya da babası Kıbrıslı Türk olan birileri ise hiç Kıbrıs’ta yaşamadan, adayla hiçbir duygusal bağı dahi olmadan Kıbrıs pasaportunu alıp AB’li olabiliyor. Bölünmüş adanın hakları da böyle bölünmüş durumda işte!

Büyük çocuğuma geri dönecek olursak, o da Rum tarafında okula gidiyor olmasına rağmen zaman zaman geçişlerde sorun yaşıyor, hem de daha çok Türk tarafına geçerken! KKTC polisi bir türlü karar veremedi, oturma izni almasına gerek olup olmadığına. Arada oturma izni soruyorlar. Daha 18 yaşında değil ve annesi KKTC vatandaşı halbuki. KKTC bu çocuğa kesinlikle vatandaşlık vermiyor. Oysa bir yaşından beri bu ülkede yaşıyor ve aslında tam bir Kıbrıslı.

Ülkede yaşayan ve anne veya babası vatandaş olan çocuklara vatandaşlık verilmemesi olayını ben ilk kez Kıbrıs’ta görüyorum. Ve sorun sadece Rum tarafında değil, biz de yapıyoruz aynı haksızlığı.

***

Başka bir çarpıklığa daha gelelim. Bir yandan sürekli birileri bakanlar kurulu kararı ile vatandaş yapılıyor. Hatta bunların bazıları KKTC’de çok az bulunmuş kişiler. Nüfusumuzun ne kadar olduğundan bihaberiz. Öte yandan 10-20 yıldır burada yaşayanlar tüm koşulları sağlamalarına rağmen vatandaş olamıyor. Torpili olmayanın işlemleri ilerlemiyor. (Torpili kuvvetli olan da zaten bakanlar kurulu kararıyla bir gecede vatandaş yapılıyor.) Tanınmayan devletin vatandaşlığı ne işe yarar diyeceksiniz, ama memur olarak işe girmekten ev almaya kadar pek çok basit iş vatandaş değilsen imkânsız ya da çok zor. Tabi ki vatandaşlığın kurallara bağlı olması gerekir, fakat bizdeki sorun kuralların herkese eşit uygulanmıyor oluşu.

***

Bir de ülkeye öğrenci statüsünde giren yabancılar sorunumuz var. Muhaceret yasasının 2019’da değişmesiyle öğrenciler daha iyi kayıt altına alınmaya başladı. Güzel. İlk yıllarda yeterli bilgilendirme yapılmadığı için öğrenciler işlemler konusunda büyük sıkıntılar yaşadılar. Şimdi durum daha yolunda gibi. Ancak hala üniversiteler aracılığıyla yapılan bir insan kaçakçılığı sorunumuz var. Bir yığın üçüncü ülke vatandaşı üniversitelerdeki işbirlikçiler aracılığıyla okumak için değil kapağı bir şekilde Avrupa’ya atmak hayaliyle KKTC’ye geliyor. Bu sorun gittikçe büyümüşe benziyor.

Bir yandan da yeni muhaceret kuralları sebebiyle KKTC’de ikamet edip uzaktan yurtdışına çalışan ya da yurtdışından aldığı emeklilik maaşı ile burada yaşayan yabancıların burada kalması çok zorlaştı. O kadar ki, aslında buraya yurtdışından gelir akışı sağlayan bu insanlar (örneğin İngilizler) KKTC’den kaçmaya başladı. Bunun da bu ülkeye yarardan çok zarar getirdiği açık. Nasıl oluyorsa, bu insanlar kaçarken kriminal bazı yabancılar KKTC’de rahat bir hayat sürebiliyor. Bu da başka bir KKTC çelişkisi.

***

Son bir soruna daha değinmeden edemeyeceğim, o da geçiş noktalarındaki rezalet. Bir yandan Rum tarafı turistler bu tarafa geçmesin diye uğraşıyor, bir yandan da biz kuyruk çilesiyle geçmek isteyeni bezdiriyoruz. Aynı şekilde, bunun bu ülkeye yararı nedir, biri bunu bana anlatsın lütfen.

***

Ben aslında prensip olarak dünyada sınırlara, pasaportlara, vizelere vs. tamamen karşıyım. Özellikle de gelişmiş ülkelerin diğerlerine uyguladıkları kısıtlamaların “devlet olmanın gereği” ve “sınırların kontrolü” şeklinde gerekçelendirildiğini anlıyorum, ama bunu onaylamam mümkün değil. Aynı şekilde tanınmayan devletin devletçilik taslamak gailesiyle uyguladığı pasaport-vize uygulamalarını da anlıyorum ancak uygulamaların torpile göre şekillenmesini ve bazı durumlarda da ülkenin zararına işlemesini kesinlikle anlamıyorum. Ayrıca, umuyorum ki pasaportu sebebiyle daha çok haklara sahip olanlar bu haklardan mahrum bırakılanların sorunlarını anlayıp empati duyabilirler. Bölünmüş bir dünyada, bölünmüş bir ülkede maalesef eşitlik koca bir hayal.

 

Diğer Haberler

Başa dön tuşu