EkonomiManşetÖzel HaberlerSiyasetYazarlar

Hayvan İhraç Eden Ülke, Et İthal Eder Duruma Geldi

Dört bir tarafından zam ve ciddi giderle çevrilen yurttaşın çaresine derman yok ama bunlara sebep olan sizler, ha bire “fakir fukara” diyorsunuz.

Başımızdaki bu hükümetimsi rant ve talan yönetimi gerçekten ilginç vesselam.

Son et konusu noktasında ağızlarına sakız etmişler.

“Fakir fukara ete ulaşamıyor”, “Dar gelirli insanımız ucuz et yesin” vs. vs. diye…

İyi de, ülke insanının git gide alım gücünün düşmesi ve dedikleri gibi ete ulaşamamasının nedeni nedir?

Dış güçler midir?

Yoksa dış ’minnaklar’ mıdır?

Zamanında canlı hayvan ihraç eden bir ülke gele gele donmuş et ithal eder duruma vardıysa aynaya bakmak yok mu?

Tamam, diyeceksiniz ki alım gücünü korumak için maaşlara zam yaptık.

Asgari ücrete yenile zam yaptık.

İyi hoş da…

Kaşıkla verdiniz, kepçeyle aldınız veya almaya başladınız.

Asgari ücret artış oranı açıklanmadan zaten raflardaki fiyatlar kendiliğinden artırıldı.

Bir de arkasına süte zam, tüpe zam…

Sırada elektriğe zam deniyor.

Bu saydığım zamlar yukarda belirttiğim ‘kepçe’.

Kamu eğitiminde insanlar özele kaydı. Ev ekonomisi de ciddi bir gider.

Kamu, sağlık hizmetini özelde almaya başladı. Bu da ciddi bir gider.

Bir türlü yoluna koyamadığınız reçete meselesinde insanlar aldıkları ilaçların bedelini Sosyal Sigortalardan alamıyor. Bu da bir gider.

Dört bir tarafından zam ve ciddi giderle çevrilen yurttaşın çaresine derman yok ama bunlara sebep olan sizler, ha bire “fakir fukara” diyorsunuz.

O değil, haftalık 600 ton et tüketildiği söylenen bir ülkede 20 ton,  hangi dişin kovuğu doldurulacak o da ayrı mesele.

Gerçi gelecek et miktarı için biri “20 ton” der, diğeri “60 ton” diyor da, kimin doğru söylediği de muamma.

Tıpkı etin nereden geleceği konusunda yaratılan soru işaretleri gibi.

Tıpkı ülkedeki nüfus sayısı gibi.

Gerçi, Ünal abimin “Açıklanacak rakamlar var, açıklanmayacak rakamlar var” deyip nüfus sayısını açıklamamasının arkasına tombala oynar gibi ortaya farklı farklı açıklamalar yapıldı.

Et konusuna tekrar gelelim.

Nüfusu bilmeden, canlı hayvan sayısının nüfusa yeterli olup olmadığını bilmeden adım atmak yanlış.

Velev ki canlı hayvan sayısı yeterli değilse, bu sayıyı artırmak için çalışma yapmak ve üreticiyi bu yönde desteklemek şart.

Geçen hafta da yazmıştım, gelecek ete fon koyup, bu fondan üretici desteklenerek hayvan sayısı artırılmalıdır.

Tarım arazileri korunarak, buralarda, gelecek suyu da kullanarak, üretici için ciddi bir girdi maliyeti olan yem bitkisi üretimi artırılmalı.

Söylenecek daha çok şey var elbette.

İşin uzmanı ben değilim.

Ama uzmanların dinlenip adımlar atılması şart.

Var mı böyle bir yönetim anlayışı?

AB üyesi olan (Güney) Kıbrıs’taki etler için “ne üdüğü belirsiz”  diyen bir Başbakan ile mi?

Biri kendisine Baf’ın Mandirga köyünün AB toprakları içerisinde olduğunu söylesin.

Belki anlar…

Diğer Haberler

Başa dön tuşu